Bizler okullarımızda, üniversitelerimizde en temel sosyal, siyasal, kültürel haklarımızı tek bir ağızdan dile getirebilmek için Türkiye’de bir ilke imza attık. Üniversiteleri bilim üreten, eşitlikçi, herkesin özgürce eğitim alabildiği kurumlar haline getirebilmek için sendikal mücadelemizi 1 yılı aşkın zamandır yürütüyoruz. Bu süre zarfında İstanbul’dan Samsun’a, Hatay’a, Muğla’ya kadar 40 il ve üniversitede şubesi bulunan, “ÖSS kalksın yaşama zaman kalsın” diyen, harçlara, ulaşıma ve yurt ücretlerine yapılan zamları protesto eden ve “SSGSS en çok gençleri vuruyor” diyerek sokaklara çıkan, “Gençsen haykır savaşa hayır” sloganları atan, “Başka Bir Üniversite Mümkün” şiarını alanlardan yükselten bir sendikayız.
Örgütlenmek İnsan Hakkıdır!
Tüm bunları yaparken hızla yaygınlaşan sendikamız yürüttüğü mücadelede birçok engelle karşılaştı. Önce üniversite öğrencilerinin kurduğu bu sendikadan okur-yazar belgesi ve mal varlığı beyanı istediler. Biz de öğrenci belgelerimiz, kitap ve kalemlerimizle valiliğe bildirimde bulunduk. Bu sefer de sendikalar kanununda sendikaların bildirimle kurulacağı yazılmışken sendikamız tanınmadı. Bugünse Valilik iş mahkemesine “yalnızca çalışanlar ve işverenler sendika kurabilir, gençler emek sermaye ilişkisi içerisinde değildirler” gerekçesi ile Genç-Sen’e kapatma davası açmış bulunuyor.
Birlik Dayanışma Herkese Sendika!
Bize emek sermaye ilişkisi içerisinde değilsiniz diyen devlet sermayeyle el ele verip staj adı altında öğrencileri ucuz emek gücü olarak sömürüyor. Yüksek harç fiyatları ve yetersiz yurtlarıyla öğrencilerin yaşam koşulları giderek ağrılaştırıyor. Üniversitelere tekno-kentler kurdurarak öğrencilere bedava proje ürettiriyor. “İntern” adı altında tıp öğrencilerine bedava hasta muayene ettiriyor. Bizler ekonomik, kültürel, sosyal ve siyasal haklarımızı sendikamızla savunmak istiyoruz. Bize iç hukuka göre kuramazsınız diyen devlet, Anayasanın 90. maddesini unutuyor. Bu maddeye göre “ Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarda kanunların aynı kanunda farklı hüküm içermesi nedeni ile çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerar5ası antlaşma hükümleri esas alınır” hükmünü içermektedir. Tarafı olduğu 10 Aralık 1948 tarihli İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ’nin 23. Maddesinin 4. Fıkrasında belirtilen “Herkesin menfaatlerinin korunması için sendikalar kurmaya ve bunlara katılmaya hakkı vardır” maddesine de uymayarak insanlığın en temel haklarını koruyan bildirgeyi çiğneyerek insanlık suçu işlemektedir. Ayrıca devlet yine tarafı olduğu ; Ekonomik ve Sosyal Haklara ilişkin Uluslarası Sözleşme, Medeni ve siyasi Haklara ilişkin Uluslarası Sözleşme, İnsan Hakları Avrupa sözleşmesi, Yeni bir Avrupa için Paris Şartı, Avrupa Birliği temel Haklar Şartın da geçen sendika kurma hakkının “herkese” ait olduğu ilkesini görmezlikten gelmektedir.
Demokrasi sadece iktidarda olanın ihtiyacı olduğunda kullanabileceği bir araç değildir. Demokrasiyi savunmak tüm sendika, parti, kurum kapatılmalarına karşı olmak demektir. Ancak AKP hükümeti kendisine açılan kapatılma davasını anti-demokratik bulurken; emeklilerin, öğrencilerin, çiftçilerin uluslararası sözleşmelerden doğan bu hakkını tanımayarak büyük bir çelişkiyi gözler önüne sermektedir.
Bizler demokrasiyi bir araç olarak değil amaç olarak görüyoruz. Bu amacı gerçekleştirmek için sendika ve örgütlenme hakkımızı istiyoruz. Tüm engellemelere karşı sendikal mücadelemizi sokaklarda sonuna kadar sürdüreceğiz.
YAŞASIN SENDİKAL MÜCADELEMİZ
YAŞASIN ÖĞRENCİ GENÇLİK SENDİKASI
Links:
[1] http://odtununsesi.org/tr/content/gen%C3%A7sen